AHMED
DAVUDOĞLU
273 - 274 NOLU
HADİSLERİN ŞERHİ:
Bu hadis müttefekun aleytir. Buhari onu «Meğazi» bahsinden
önceki «Gazvetü'l-Fetih» ile «Kitabu'd-Diyat» da tahric etmiştir. Onu Ebû Davud «Cihad»
da, Nesaî'de «Siyer.» bahislerinde rivayet ederler.
Hadisde bahsi geçen gazve, siyer uleması arasında «Gâlibül-Leysi Gazvesi» adı île
bilinir. İbni Sa'd bunun
hicretin yedinci yılı ramazanında vuku' bulduğunu ve 130 mevcudu bulunan seriyyeye Gâlib b. Abdillâh'ın kumanda ettiğini kaydeder. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
kendisini Necid 'de Batn-ı Nahli'n arka tarafındaki Meyfa'a
denilen yerde bulunan Benî Ahval ile Beni Abd b, Sa'lebe üzerine
göndermişti. Bu yerle Medine arasında 8 konaklık mesafe vardır.
Zemahşeri ile diğer bazı ulema'nm beyanına
göre Hz. Usâme'nin öldürdüğü zâtın ismi Mirdâs b, Nehik 'tir. Kendisi müsîüman olmuş fakat kabilesi henüz müşrik idiler. Mirdâs koyun güdüyordu. Müslümanlar gelince kavmi onu
bırakıp kaçtılar. Mirdâs müslüman
olduğu için kaçmadı. Ancak islâm süvarilerini görünce
oradaki bir dağın yamacına sığındı fakat atlılar yanına gelince oradan inerek
iki şehâdeti getirdi; ve
onlara: «Esselâmü aleyküm»
dedi. Usâme (Radiyallahu anh) onu öldürerek
koyunlarını aldı.
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu vak'ayı duyunca pek ziyâde müteessir oldular. Ve : «Sîz
onu elindekini almak için öldürdünüz» buyurdular...
Hz. Usâme'nin
bu zâtı öldürmesi, kılıç korkusu ile edilen imanın fayda vermeyeceğini
zannettiği içindir. Bu te'vilden dolayı da
kendisinden kısas sakıt olmuştur.
Hattâbî diyorki: Usame bu işi: «Azabımızı
gördükleri zaman iman etmeleri onlara fayda verecek değildir» âyet-i kerimesine bakarak yapmışa benziyor; onun için de
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
kendisini ma'zur görmüş ve diyet ödetmemiştir. «Size
selâm veren kimseye sen mü'ınin değilsin demeyin!...» [Nisa 94]
âyet-i kerimesi bu vak'a üzerine nazil
olmuştur. İbni Ebî Şeybe 'nin rivayetinde Nebi (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in
Hz. Usame'ye: «Bârî kalbini yarsan da bu sözü (doğru)
söyledi mi söylemedi mi bilseydin ya!» buyurmasının ma'nası:
Sen kalbteki sırları bilemezsin; buna Özenme! Sana
düşen vazife zahire bakmak ve o zâtın diliyle
söylediği söze göre hareket etmekti; çünkü sen zahirle amel etmeye me'ınursun... demektir.
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in tekdiri karşısında Hz. Usâme'nin
: «Keşke o günden önce müslüman olmuş olmasaydım.»
temennisi hakkında Kirmani: Müslüman olmamayı nasıl
temenni edebildi?» demiş. Sonra yine kendisi : «İçinde hiç günah bulunmayan islâmiyet temenni etmiştir.» diye cevap vermiştir. Usâme'nin temennisi bu büyük cinayetten salim kalmak
içindir. Yâni işlemiş olduğu suçun büyüklüğü
karşısında, daha önce müslüman olarak işlediği sâlih amelleri küçük görmüş gibidir. Usâme
(Radiyallahu anh) 'ın bu temennisi hakikat değil mecazdır. Çünkü hakikatte
küfür üzere kalmayı istemek caiz değildir. O bu sözle Nebi (Sallallahu
Aleyhi ve Sellemyin o şiddetli tekdirinden son
derece korktuğunu ifâde etmiştir. Hatta bu hâdiseden
sonra hiç bir nıüslümanla mukaatele
etmeyeceğine yemin vermiş; Siffîn vak'asında
Ali {Radiyallahu anh)'a yardım etmemiştir.
Sâ'dü'bnü Vakkaas (Radiyallahu
anh) dahi bu hususda ona
tâbi' olarak: «Vallahi şişko öldürmedikçe ben de hiç bir müslüman
öldürmem.» demiştir. Maamafih Hz. Sa'd'
in bu sözden maksadı, Usâme müslüman
öldürürse ben de öldürürüm demek değildir. O sözünü imkânsız bir şeye
bağlamıştır.
«Şişko» dan murad Hz. Usâme 'dir. Karnı büyük olduğu için kendisine» «Zü'I-Butayn» yâni
şişko derlermiş.
'Rivayetlerin birinde; «Kalbini
yarsaydın...» diğerinde; «Onu Lâ ilahe illallah dedikten sonra öldürdün mü?»
cümlesinin tekrar edildiği bildiriliyorsa da Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in
bunların ikisini de söylemiş olması muhtemeldir. Bu takdirde râvilerden biri bir cümleyi, diğeri de öteki cümleyi rivayet
etmiş demektir.
Keza bir rivayette
hâdiseyi Nebi {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)}e bizzat Hz. Üsâra e'nin haber verdiği;
diğerinde ise Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kulağına eriştiği bildiriliyor. Bunların arasını
bulmak için: «İhtimâl Mirdâs'ı
Öldürdükten sonra Usâme meseleyi Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e
sormağa niyet etmiş; fakat başkası ondan evvel gelerek haber vermiş Usâme
geldikten sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine sormuş; o da anlatmıştır. Hadisde Vak'ayi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e ilk söyleyenin Usâme (Radiyallahu anh) olduğuna delil
yoktur.» denilebilir.